18 Ocak 2009 Pazar

DÜNYANIN DURDUĞU GÜN

Başrollerinde Keanu Reeves,Akıl Oyunları filminin güzel oyuncusu Jennifer Connelly ve Will Smith'in oğlu Jaden Smith var.
Konusu;İnsanları evren için tehlike olarak gören ve dünyayı insanlardan kurtarmak için gelen bir uzaylı varlığı konu alıyor.Bir doktor onu insanların değişebileceğine ikna etmeye çalışıyor.
Değişik bir filmdi.Bilim kurgu türünde filmlerden hoşlananlar için bir seçenek olabilir.Fazla beklenti içinde olmadan izlenebilir.

15 Ocak 2009 Perşembe

ANNELİK ZOR ZANAAT

Herkese merhabalar.Yılbaşı,aşure günü vs... özel günler gözümün önünden akıp gidiyor.Yetişemiyorum hiçbirine hiçbirşeye...Şikeyet değil benimkisi sadece bir iç döküş...

Bu ara ne zaman bilgisayarın başına geçsem Defne ağlıyor ve herşey yarım kalıyor.Paylaşacağım onca konu bir köşede bekliyor.Varsın beklesin yeter ki o sağlıklı olsun diyorum.

Anne sütünü mecburi sebeplerden bırakan kızımla katı gıdalara geçiş dönemini yaşıyoruz.Süt verememenin üzüntüsü,işlere yetişememenin telaşı ile hayat çok hızlı bir şekilde akıyor bizim evde...

Okuduğum ve içinde kendime ait birçok şey bulduğum ''Tavuk Suyu Çorbası'' Yeni Anne İçin kitabından çok manidar bir yazının bir kısmını paylaşmak istiyorum sizinle.Yolu annelikten geçen herkes kendinden birşey bulacaktır yazıda.



''Annelik beni 24 saat görev başında bir fast food şirketine dönüştürdü.Büyük açılıştan sonra bitkinliğin başlaması uzun sürmedi.Kocam yardımcı olmaya çalıştı ama yeni doğan bir bebeği tutmaktan başka yapabileceği pek bir şey yoktu.

Sallanan sandelyemde oturup uykusuz bir annenin günün 456.koruyucu bakımı gibi görünen bir iş için nasıl enerji bulabileceğini merak ediyordum.

Bebeğimizin altını değiştirmek için odasına girdim.Bezlere uzandığım anda bir not buldum.''Oğlun yaptığın şeylerin değerini biliyor,bende öyle.''

Çamaşır makinesinin yanından geçtim ve bir not daha farkettim.''Düşüncelerimizden ve bedenlerimizden kirli yükleri aldığın için teşekkürler.''
O gece battaniyenin altına sokulup bie yorucu gece vardiyasınadaha başlayacağımı düşünürken bir notla karşılaştım.''Seni Seviyorum.''
Yeni bir babanın yapabileceği pek fazla şey olmadığını mı söylemiştim.Düzeltiyorum.Birkaç stratejik sevgi notu,benim tüm enerjimi yerine getirdi.''
Bunun gibi birçok güzel yazı var kitapta.Belki bu notları yazamaz her eş ama takdir görmek çok önemli bence.Sürekli eleştiri bu yorucu dönemde yorgunluğa bir kat daha yorgunluk katıyor.
Anne için çocuğuna bakmak tabiki zor gelmiyor.Ama neticede oda bir insan ve ihtiyaçları var.Bunu anlamak çok zor olmasa gerek....
Dinlenmiş ve yenilenmiş günlerde görüşmek üzere...

27 Aralık 2008 Cumartesi

ARAMIZDA CASUS VAR

Tüm blog camiasına merhabalar.Bayramdan beri hiç bir yazı ekleyemediğim gibi hiç bir arkadaşımıda ziyaret edemedim.Bunun eksikliğini çok ciddi bir şekilde hissediyorum.
Bayramdan önce Defne'nin rahatsızlığı gittikçe artarak ilerledi.Üşütmüş, burnu tıkalı derken bronşit başlangıcına kadar geldik.Yanlış teşhisler işe yaramayan ilaçlar kızımı o kadar yordu ki.Kime güveneceğimi bilemez halde kabus gibi haftalar geçirdikten sonra sonunda o kadar uzman doktordan sonra bir pratisyen hekimin tamamen doğal yollardan oluşan tedavisi ile kızım iyileşti.Allah o doktordan razı olsun.
Bu sırada eşimin ablası Nijeryadan (yakında çok değişik şeyler paylaşacağım sizinle) ve annesi Bodrumdan geldiler.Tabii onların gelmesi ile bizde rahat bir nefes aldık.Görümcemin evi kaloriferli olduğu için yaklaşık iki haftadır onlarda misafiriz.
Tüm bu yoğunluk içinde izlediğim bir filmi paylaşmak istedim.
Başrollerinde sinema dünyasında en önemli favorim Brad Pitt var ama rolü az.George Clooney,Tilda Swinton,John Malkovich gibi çok önemli oyuncular da var.
Bir spor salonunda bulunan çok gizli CIA bilgileri içeren bir cd üzerine dönen yanlış anlaşılmalar silsilesi.
Ne olacak diye merak ettiren, komik ,sevimli bir film.Ben çok sevdim.
Brad Pitt'in oyunculuğu her rolü oynarım diyordu..Adam sadece yakışıklı değil çokta yetenekli bence.
En kısa zamanda değişik yazılarla görüşmek üzere...

1 Aralık 2008 Pazartesi

FIRINDA KABAK TATLISI


Bu ara kabak zamanı olunca her yerde kabak tatlısı resimleri görüyorum.
Bir tane de benden.Ama bu fırında pişeninden.
İstediğiniz kadar kabağı biraz su ve istediğiniz kadar şekerle ocakta kaynatın.Pişmeye yakın bir fırın kabına alın ve üzerine ceviz serpip fırında kızarana kadar pişirin.
Tadından parmaklarınızı yiyin.
NOT:Böyle kendim yapmışım gibi yazdığıma bakmayın.Annem yaptı ve kuzine sobada pişirdi.Çok lezzetliydi.

28 Kasım 2008 Cuma

KOLERA GÜNLERİNDE AŞK

Çok ünlü bir edebiyat romanı olan ve Gabriel García Márquez tarafından yazılan bir kitabın film uyarlaması bir film.
Öncelikle filmde Doktor karakterini canlandıran Benjamin Bratt'i çok başarılı bulduğumu söylemek istiyorum.
Konusu gençken bir kadını seven çok ama çok seven bir adamın 51 yıl 9 ay 4 gün ona kavuşmayı beklemesi.
Film hakkında tam olarak ne düşüneceğimi bilemiyorum.Yani aslında beğenmedim ama çok kötü izlenemez de diyemem.Galiba kitabı okumadığım için eksik kalıyorum.
İlk defa tavsiye ederim de diyemiyorum,tavsiye etmiyorum da diyemiyorum.Seçimi size bırakıyorum.Kafanız karıştı dimi...Benimde...Ne tuhaf filmdi yahu...:))

23 Kasım 2008 Pazar

96 SAAT FİLMİ BİR YANA DİĞERLERİ BİR YANA...

Bu ara izlediğim en iyi film diyebilirim 96 Saat.Tansiyonu hiç düşmeyen hatta sizin tansiyonunuzu çıkartabilecek kadar gerilimli ve sürükleyici bir film.Bence belli bir yaşa gelmiş (12 yaşından büyük olabilir) tüm gençlere izletilmeli bu film.Özellikle genç kızlara.
Bir kere film Fransız filmi olamayacak kadar iyi.Laf aramızda Fransız filmlerini hiç sevmem.

Schindler'in Listesi filminin ödüllü oyuncusu Liam Neeson kızı Paris gezisinde Arnavut mafyası tarafından kaçırılan bir babayı,Lost dizisinden Shannon ( Maggie Grace) kaçırılan kızı canlandırıyor.
Sahneler hiç uzatılmamış o yüzden çok tempolu.Konu orjinal ve akıcı.Oyunculuk tam not.Film 10 üzerinden en az 9,5 .
Ölüm Yarışı adı üzerinde konulu bir film.Tipik bir Jason Statham filmi.Sıkıcı değil.Konusu bildik gibi.Aslında daha çok eşlerimizin sevebileceği türden bir aksiyon filmi.
Bir adam karısını öldürmekle suçlanıp azılı suçluların kaldığı bir hapisaneye gönderilir.Hapisanede düzenlenen ve internetten yayınlanan bir yarışa katılmaya mecbur edilir.Ya 5 yarış kazanacak ve özgür kalacak yada ölecektir.
Dediğim gibi daha çok karşı cinsin çok sevebileceği bir film.Ama aksiyon sevenlerde kaçırmasın diyebilirim.

Tropik Fırtına;Hiç tarzım değil.Bolca küfürlü ve argo cümleler dolu bir komedi.Film çektiğini sanan ama gerçek bir savaşın içinde olan bir oyuncu gurubunun başına gelenler bol espirili(!) bir dille anlatılıyor.
Ben sevmedim.

20 Kasım 2008 Perşembe

HAFTASONU FİLM TAVSİYELERİM

Malum önümüz haftasonu.Herkesin benim gibi küçük bebeği yok.Planlar yapılacak gezilecek.Benimde nacizane birkaç film tavsiyem olacak sizlere.

İlk filmin bir DVD önerisi;MİSTİK OLAY
M. Night Shyamalan filmleri ya çok sevilir yada nefret edilir.Ortası yoktur.Ben sevenler grubundanım.6.His,Köy,Sudaki Kız,Ölümsüz,İşaretler....

Başrollerinde bu aralar yıldızı hızla parlayan Mark Wahlberg var.Konusu Amerikada başlayan ama dünyayı tehdit eden bir doğal felafet üzerine kurulu.İnsanların sinir sistemini etkileyip onları intihara sürükleyen bu felaket başta bir terör saldırısı sanılıyor.Ama sonra.....
Sonrasını anlatırsam tadı kalmaz.

Film yönetmenin eleştirel ve iğneleyici bakış açısını tamamen yansıtıyor.Araya serptiği mesajlar gözden kaçmıyor.Yine dünyaya mal olan bir olayı küçük bir aile üzerinden,en duygusal biçimde anlatıyor.Bende bu yönetmeni bu yüzden çok seviyorum.Bu filmide sevdim.

İkinci filmimiz MAX PAYNE;

Başrollerde yine Mark Wahlberg var.Bu adam ne çok film çeviriyor böyle...:)

Film çok ünlü bir oyunun film uyarlaması.Biz eşimle fragmalarını izlediğimizde Constantine gibi mistik,fantastik bir film bekliyorduk.Film iyi bir dedektiflik filmi çıktı.O yüzden biraz hayal kırıklığına uğradık.Ama bu size filmin kötü olduğu izlenimini vermesin.Çünkü güzel sahnelerle süslü hareketli bir aksiyon filmi.



Hızımı almış giderken Defne'de mışıl mışıl uyurken 3. filme geçeyim.

ŞANTAJ;
Başrollerinde favori oyuncularımdan Hugh Jackman ve Ewan McGregor var.

Aslında konusu biraz tanıdık.Daha önde izlediğim Raydan Çıkanlar'ı anımsatıyor.Düzenli bir hayatı olan bir muhasebecinin teftişe geldiği şirkette tanıştığı bir adam sayesinde hayatı biraz renkleniyor.''Bu akşam boş musun'' cümlesine verdiği ''EVET'' cevabı hayatını tamamen değiştiriyor.Kendini ''Liste'' denilen bir seks klübünün içinde buluyor.Sonrasında da türlü entrike ve komponun.

Bu film hakkındada fazla detay veremem.Bilmeceli filmleri sevenler izleyebilirler...




4. ve son filmim ZOR KARAR;(Filmin Türkçe adı bu ama ne kadar doğru çevrilmiş tartışılır.)

Filmin başrollerinde Kadir İnanır var.Tabiki şaka...Ama başrollerinde ki Nicolas Cage Kadir İnanır'ı aratmıyor diyebilirim.Çoğu filmin konusu olduğu gibi kahramanımız profesyonel bir tetikçi.İşinde çok başarılı ve prensip sahibi.Ama esas kızla tanışınca racona ters hareketler yapıyor ve sonunda ölüyor...The End

Filmi hiç sevmedim.Çok sıradan ve arabeskti.Haberiniz olsun...


Son olarak herkese annemle babamın Trabzon-Akçaabat'tan getirdiği köftelerden ikram ediyor iyi hafta sonları diliyorum...:))

11 Kasım 2008 Salı

ORJİNAL CİNAYETLER

Filmi arkadaşım Duyuşen'lerde izledik.Yani bir ev gezmesi ve film kaçamağı yaptık. Zaten genelde evde Defne'nin akşam üstü 17:00 gibi başlayıp gece 23:00 kadar süren gaz sancısı nöbetlerinden sonra bir an soluklanmak için eşimle bazen kaçamak yapıp film izliyoruz.

Bu filmde Al Pacino ve Robert De Niro başrollerde.Filmin başkada bir özelliği yok bence.Hee pardon ikilinin bir arada oldukları ilk film demek daha doğru olacak.

İki dedektif aynı zamanda iyi iki arkadaş son görevlerinde bir cinayet serisini araştırıyor.Araştırmalar zamanla dedektiflerden birini işaret ediyor.Sonu şaşırtmacalı yapalım demişler ama şaşırtmıyor vs.. vs...

Bu oyunculardan farklı birileri oynasaydı film vasatı geçemezdi.Oyunculuklarla vasatın biraz üstüne çıkıyor.Benden söylemesi.

İyi Seyirler...


5 Kasım 2008 Çarşamba

BEYİN AVCILARI VE KADAVRA

Hafta sonu Defne'nin uyku saatlerinde izlediğimiz iki filmden bahsetmek istiyorum.
İlki BEYİN AVCILARI;Tamamen bir dedektiflik filmi.Gizli bilmeceler ve katilin kim olduğu karmaşası.
Bir grup FBI ajanı eğitim için bir adaya götürülüyor.Eğitim sırasında uygulanan testler birden test olmaktan çıkıyor ve gerçeğe dönüşüyor.Ajanlar kendinden başka kimseye güvenemiyor.Çünkü adada onlardan başka kimse yok.
Güzel,sürükleyici bir filmdi.Tavsiye ederim.
Not:Ajanlardan birini gözünüz ısırabilir.Cnbc-e de Cold Case dizisinin güzel dedektifi Kathryn Morris.


2. ci film ise izlemeye yürek isteyen KADAVRA;
Başrollerinde yine Cnbc-e dizilerinde benim en büyük favorim olan Heroes dizisinde Peter yani Milo Ventimiglia var.
Harvard mezunu çok başarılı bir doktor olan Ted adli tıp stajı için büyük bir hastanede işe başlar.Burda tanıştığı bir grup öğrenci aralarında inanılmaz bir oyun oynamaktadır.Bir kişi hiç tanımadığı birini öldürüyor diğerleri onun ölüm sebebini bulmaya çalışıyor.Amaç ölüm sebebinin bulunamaz olmasını sağlamak.Ted de bu oyuna dahil oluyor.

Kadavra kesip biçme sahnelerine dayanabilirseniz ilginç bir film.Ben beğendim.Ama dediğim gibi biraz kanlı bir film.


İyi hafta sonları.....

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Related Posts with Thumbnails