nicolas cage etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
nicolas cage etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Eylül 2009 Pazartesi

KEHANET



Filmin başrollerinde Nicolas Cage ve Truva filminde Hector'un kuzeni Briseis rolüyle anımsayacağınız Rose Byrne var.
50 yıl önce bir okulun bahçesine gömülen zaman kapsülü 50 yıl sonra açılır ve içinde ki resimler törenle öğrencilere dağıtılır.
Caleb'ın elindeki zarftan resim yerine rakamlarla dolu bir sayfa çıkar.Caleb'ın babası bir astrofizik profosörüdür ve bu rakamların rastgele yazılmadığını fark eder.
Her rakam bir tarih dizininin bir parçasıdır ve bu tarihler bir felaketin gerçekleştiği günle kesişir.

Çok sürükleyici ve etkili bir film.Bir çok insan sonunu saçma bulmuş ama ben öyle düşünmüyorum.Sonunda ki olay bizim dinimizde de olan bir çok kıyamet alametini çağrıştırıyor.Film bilim-kurgu gibi görünsede aslında içinde dinsel mesajlar taşıyor.Günümüzde ki birçok bilim-kurgu film gibi.
Ben kesinlikle beğendim ve izlemeye değer buldum.

20 Kasım 2008 Perşembe

HAFTASONU FİLM TAVSİYELERİM

Malum önümüz haftasonu.Herkesin benim gibi küçük bebeği yok.Planlar yapılacak gezilecek.Benimde nacizane birkaç film tavsiyem olacak sizlere.

İlk filmin bir DVD önerisi;MİSTİK OLAY
M. Night Shyamalan filmleri ya çok sevilir yada nefret edilir.Ortası yoktur.Ben sevenler grubundanım.6.His,Köy,Sudaki Kız,Ölümsüz,İşaretler....

Başrollerinde bu aralar yıldızı hızla parlayan Mark Wahlberg var.Konusu Amerikada başlayan ama dünyayı tehdit eden bir doğal felafet üzerine kurulu.İnsanların sinir sistemini etkileyip onları intihara sürükleyen bu felaket başta bir terör saldırısı sanılıyor.Ama sonra.....
Sonrasını anlatırsam tadı kalmaz.

Film yönetmenin eleştirel ve iğneleyici bakış açısını tamamen yansıtıyor.Araya serptiği mesajlar gözden kaçmıyor.Yine dünyaya mal olan bir olayı küçük bir aile üzerinden,en duygusal biçimde anlatıyor.Bende bu yönetmeni bu yüzden çok seviyorum.Bu filmide sevdim.

İkinci filmimiz MAX PAYNE;

Başrollerde yine Mark Wahlberg var.Bu adam ne çok film çeviriyor böyle...:)

Film çok ünlü bir oyunun film uyarlaması.Biz eşimle fragmalarını izlediğimizde Constantine gibi mistik,fantastik bir film bekliyorduk.Film iyi bir dedektiflik filmi çıktı.O yüzden biraz hayal kırıklığına uğradık.Ama bu size filmin kötü olduğu izlenimini vermesin.Çünkü güzel sahnelerle süslü hareketli bir aksiyon filmi.



Hızımı almış giderken Defne'de mışıl mışıl uyurken 3. filme geçeyim.

ŞANTAJ;
Başrollerinde favori oyuncularımdan Hugh Jackman ve Ewan McGregor var.

Aslında konusu biraz tanıdık.Daha önde izlediğim Raydan Çıkanlar'ı anımsatıyor.Düzenli bir hayatı olan bir muhasebecinin teftişe geldiği şirkette tanıştığı bir adam sayesinde hayatı biraz renkleniyor.''Bu akşam boş musun'' cümlesine verdiği ''EVET'' cevabı hayatını tamamen değiştiriyor.Kendini ''Liste'' denilen bir seks klübünün içinde buluyor.Sonrasında da türlü entrike ve komponun.

Bu film hakkındada fazla detay veremem.Bilmeceli filmleri sevenler izleyebilirler...




4. ve son filmim ZOR KARAR;(Filmin Türkçe adı bu ama ne kadar doğru çevrilmiş tartışılır.)

Filmin başrollerinde Kadir İnanır var.Tabiki şaka...Ama başrollerinde ki Nicolas Cage Kadir İnanır'ı aratmıyor diyebilirim.Çoğu filmin konusu olduğu gibi kahramanımız profesyonel bir tetikçi.İşinde çok başarılı ve prensip sahibi.Ama esas kızla tanışınca racona ters hareketler yapıyor ve sonunda ölüyor...The End

Filmi hiç sevmedim.Çok sıradan ve arabeskti.Haberiniz olsun...


Son olarak herkese annemle babamın Trabzon-Akçaabat'tan getirdiği köftelerden ikram ediyor iyi hafta sonları diliyorum...:))

27 Mart 2008 Perşembe

NEXT

Geçen gece eşimle izledik bu filmi.Konusu hakkında hiç bilgim yoktu ama Nicolas Cage olunca filmi izlememek olmazdı.Filmi izlerken çok zorlandım.Filmden dolayı değil maalasef.Gözlerimden dolayı.Alt yazıları okuyamıyorum.Aslında uzun zamandır bir problem olduğunu biliyordum ama bebekti hamilelikti derken ihmal ettim.

Sonunda bugün doktora gittim.Ve gerçeği öğrendim.Hem astigmat hemde miyop varmış gözlerimde.Gözlük yazdı doğal olarak.Derecesi küçük ama genede canım sıkıldı.Ayrıca gözlük kullanmak hiç bana göre değil.Kim bilir kaç kere kıracağım.

Neyse filmden biraz bahsedeyim.Başrollerinde dediğim gibi Nicolas Cage,Jessice Biel,Julianne Moore oynuyor.

Kendi geleceğini ama geleceğinin 2 dakikasını gören bir adam,bunu bilen ve bu adamı nükleer bir bombayı bulması için kullanmak isteyen bir ajan ve hiçbirşeyden habersiz bir kadın.

Çok heyecanlı bir film.İzlemediyseniz mutlaka listenize alın.Zira biz çok beğendik.

Bu arada yakında yeni bir bölümle sizlerle olacağım.Bebekle ilgili herşeyi yazacağım bir günlük.İlerede bakıp okumak için.Görüşmek üzere...

14 Ocak 2008 Pazartesi

BÜYÜK HAZİNE:SIRLAR KİTABI

Herkese Merhaba;
Uzun zaman oldu biliyorum ama elimde olmayan sebeplerden dolayı bilgisayardan biraz uzak kaldım.Bunu telafi etmek için sizinle vizyon filmlerinden birini paylaşmak istedim.

Başrollerince Nicolas Cage,Diane Kruger ve birkaç tane daha tanıdık yüz var.(Ed Harris gibi...)

Film baştan sona aksiyon ve macera.Hiç temposu düşmüyor hep merak uyandırıyor.Gizem dolu macera filmlerini seviyorsanız izlemelisiniz.

İlkinide severek izlemiştim.Eğlenceli bir filme gidip güzel bir hafta sonu yada akşam için ideal bir film.

Filmin genelinde espiri boldu ama Benjamin Gates'in anne ve babalarının kavgaları çok komik ve eğlenceliydi.

Herkese sağlıklı ve mutlu bir hafta diliyorum...

26 Mayıs 2007 Cumartesi

GEÇMİŞE YOLCULUK

Bu gün çok farklı sebeplerden kendimle ilgili bir geçmişe yolculuk yaptıktan sonra aklıma çok eskiden izlediğim ama hiç unutamadığım birkaç film geldi.Bunları paylaşmak istedim...


Bunlardan ilki 1992 de izlediğim KIZARMIŞ YEŞİL DOMATESLER,
Yaşım küçük olmasına rağmen filmi hiç unutmadım.

Bir huzurevinde eşinin halasını ziyaret etmeye giden Evelyn orda yanına gelen bir yaşlı kadınla tanışır.Ninny Evelyn'e hikayesini anlatmaya başlar.Başta aldırış etmeden dinlediği hikaye gittikçe onu içine alır.

Ninny ona 1920 de tanıdığı Idgie ve Ruth adındaki iki kadının inanılmaz dostluk hikayesini anlatacaktır.

Fannie Flagg adlı yazarın (aynı zamanda senarist) kitabından uyarlama bir film.Gelecekle geçmiş arasında gidip gelen göz yaşlarınızı tutamayacağınız çok iyi bir film.

''Siz hiç kızarmış yeşil domates yedinizmi ? '' diye başlayan öykü sizi içine alıp götürüyor.
Ninny; bir kalp kırılmış olabilir ama atmaya aynı şekilde devam eder.

UZAK UFUKLAR(1992)

1890 lı yıllarda geçen hikayede İrlandalı Joseph babasının intikamını almak isterken arazi sahibinin adamı tarafından yaralanır.O sırada babasının baskıcı yönetiminden bıkmış Shannon ile tanışır genç kız onun kaçmasına yardım eder.Ayrıca yardım etmekle kalmaz onunla beraber Amerika ya kaçar.

Boston 'a gelen genç çift para biriktirmeye başalr ama hayat onlar için artık çok zordur.1893 te gerçekleşmiş tarihe geçmiş en büyük arazi kapma yarışına katılacaklardır.

Yönetmen Ron Haward;
Da vinci Şifresi,Cinderella Man,Akıl Oyunları,Fidye ,Apollo 13
Daha saymama gerek yok herhalde.Adam olacak insan ilk filmlerinden belli olurmuş.

Çok tempolu duygusal ve Tom Cruse ile Nicole Kidman ın mükemmel uyumu olan bir film.
Tam bir karı koca hayat mücadelesi.

Filmin bir çok karesi kala aklımda müzikleri de çok güzeldi.
Müzikler John Williams a ait ; Yıldız Savaşları,Harry Potter gibi daha bir çok filmin müziğini yapmış biri...


MELEKLER ŞEHRİ(1998)

Başollerinde Nicolas Cage ve Meg Ryan var.

Maggie hastanede çalışan bir doktordur.Yaptığı bir ameliyat sırasında hastası sebepsizce ölür.Maggie bu durumda yıkılır ve kendine güvenini kaybeder.

Los Angeles üzerinde gezen bir melek olan Seth Magiie nin mücadelesini görür ve ona güvenini kazanması için yardım etmek ister.

Git gide Maggie ye aşık olur.Ve olaylar inanılmaz şekilde gelişir.
Seth yani Nicolas Cage nin romantik oyunculuğu konunun imkansızlığı ve hikayenin sonu kesinlikle bu filmi çok çekici hale getiriyor.
Lise yıllarımın en güzel filmi olarak kayda geçiyor.


BÜYÜK UMUTLAR(1997)

İşte benim için her zaman özel bir yeri olan film.Başrollerinde Ethan Hawke ve Gwyneth Paltrow var.
Yani Finn ile Estella...
Ünlü yazar Charles Dickens'in romanından uyarlama olan filmin konusu ; Finn küçük bir kasabada ablası ve onun eşi ile yaşamaktadır.Ablası kocasını ve kardeşini terkedip gider ama eniştesi Finn 'i bırakmaz ve onu büyütür.
Finn sürekli resim yapan bir çocuktur.Bir gün yine resim yaparken bir kaçak mahkum (Robert De Niro) onu yakalar ve yardım ister .
Bu olay Finn'in erişkenlik çağında çok belirgin bir rol oynar.
Daha sonra eniştesi ile çok zengin bir kadının malikanesine iş için giden Finn orda hayatının aşkı olan Estalla ile karşılaşır.Ama Estella o dönem onun aşkına karşılık vermez.Ve birgün hiç haber vermeden çekip gider.
Yıllar geçmiş Finn büyümüş balıkçılık yapmaktadır.New York tan bir adam gelir elinde Finn ile ilgili cömert bir teklifle.Bundan sonra hayatı tamamen değişir.
Çok dolu bir film olduğu için konusuna ancak özetleyebilirim.Ama müzikleri, masalsı ama bir o kadar da gerçekçi anlatımı , oyunculuklar mükemmel.
Sanki romanın içine girmişsiniz gibi...
Diyorum ya bu film benim için çok özel...

2 Mayıs 2007 Çarşamba

HAYALET SÜRÜCÜ


Hafta sonu izlediğim filmlerden ilki Nicolas Cage nin başrollerinde oynadığı Hayalet Sürücü adlı çizgi roman uyarlaması bir film.

Filmde babasıyla beraber çok tehlikeli motosiklet gösterileri yapan Johnny bir gün babasının ve sevdiği kızın hayatı karşılığnda ruhunu şeytana satar.
Gündüzleri inanılmaz gösterilerle başarı kazanan bir adamken geceleri şeytan için çalışmak zorundadır.
Ama özünde iyi olan Johnny masumları korumak adına şeytana karşı çalışmaya başlıyor.


Filmde ki görsellik gerçekten çok güzel.Geceleri ortaya çıkan motor ve hayalet sürücü çok orjinaldi.Cage her filme kattığı gibi bu filmede espiri katmış.Bazı konular hava da kalmış film biraz yarım kalmış hissi uyandırsada izlenmesi gereken bir uyarlama bence.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Related Posts with Thumbnails