8 Mart 2007 Perşembe

CANAVAR EV



Filmin adının sevimliliğine kanmayın.Bu isim sizi çocuklar için yapılmış bir çizgi film olduğu kanısına vardırabilir.Ama filmde küçük çocukları ürkütecek derecede korku dolu sahneler var.Türkçe seslendirmesi bence çok güzel olmuş.Özellikle filmin başında ve sonunda ortaya çıkan küçük kız çok tatlıydı.

Gelelim konusuna...
D.J uzun zamandır evinin karşısında oturan komşuları Nebbercracker'i gözetlemektedir.Çünkü o evde garip birşeyler olmaktadır.Evin bahçesine atılan herşey kaybolmaktadır. Mahalleden kimse ona inanmaz.Arkadaşı Chowder ve Jenny'den başka. Cadılar Bayramından önce bu evin sırrını ortaya çıkarmak bu üç gence kalır.
Bu çizgi film ''haraketsel-kavrama animasyonu''denilen yeni bir teknoloji ile çekilmiş. Çok orjinal ve güzel olmuş biz çok beğendik.Karakterlerin yüzleri gerçeğe çok yakındı bu da filme değişik bir hava vermiş.
Ayrıca filmin yönetici yapımcıları Steven Spilberg ve Robert Zemeckis olan iki oskarlı yapımcı.

7 Mart 2007 Çarşamba

MÜZEDE BİR GECE VE AYRILIK




Mekan Ulusal Tarih Müzesi.Kahramanımız Larry boşanmış bir çocuğu olan ve hayatta bir türlü dikiş tutturamayan hep çocuk kalmış bir adamdır.Ama artık oğluna kendini ispatlamak ve ona örnek olmak zorundadır.Ulusal Tarih Müzesi Larry 'nin bunu başarması için biraz zor bir yerdir.Çünkü geceleri bu müzedeki herşey canlanmaktadır.Larry bu işin üstesinden gelmek için komik bir mücadele içine giriyor...

Genel olarak film çok komikti.Tabii bunda Ben Stiller ve Robin Willams'ın katkısı çok.Çocuklar için kesinlikle kaçırılmaması gereken bizim gibi içindeki çocuğu canlı tutmaya çalışanlarında zevkle izleyebileceği bir film.
Ayrıca film Amerikan Tarihide olsa çocukların genel kültürünü arttırmaya yönelik detaylarla süslü...


AYRILIK
Evet filmin adı ayrılık ama genelinde bir türlü ayrılamama var hemde herşeye rağmen.Uzun zamandır romantik komedi izlemek için sabısızlanırken fragmanlarından yanılarak bu filmi izlemeye karar verdik.
Ama hayal kırıklığına uğradım.
Konu olarak önceleri çok mutlu olan Gary (Vince Vaughn) ile Brooke (Jennifer Aniston) şimdilerde çok mutsuzdur.Artık ayrılık çanları çalmaktadır ama beraber döşedikleri evden ayrılmamak adına inat etmektedirler.
Bir kere Gary bir erkeğin olabileceği en kötü hali ve bu çok rahatsız edici.Brooke ise fazla ısrarcı ve anlamsızca inatçı.Birbirlerine karşı sevgi kırıntıları bile kalmamışken bu kadar ısrar etmek boşuna.
Ama filmin bence kötü olmasının sebebi gereksiz ve uzun diyaloglar.Espiri azlığı onca malzemeye rağmen. Bence filmi romantik komedi dalında değerlendirmekte oldukça zor.Çünkü içinde ne romantizim ne de komedi var
Olayların geçiş hızının yavaş olması çok sıkıyor.
Neyse bu benim fikrim genelde beğenmediğim filmler hakkında yazmam ama benim gibi romantik komedi severlere küçük bir uyarıda bulunmak istedim...


5 Mart 2007 Pazartesi

ŞEYTAN MARKA GİYER




Filmin başrollerinde ustalığını her defasında kanıtlamış Merly Streep ile Acemi Prenses filminden anımsayacağımız Anne Hathaway oynuyor.
Konusu aslında bir kariyer savaşı ama moda dünyası içinde geçen.Miranda Piestly Runway dergisinin kraliçesi konumunda çok güçlü bir kadındır.Yeni bir asistan almak için modayla hiç alakası olmayan New York'a gazeteci olmak için gelen sevgilisiyle mütevazi bir hayat yaşayan Andy Sachs ile görüşür ve Andy'nin kendinden emin konuşmaları sayesinde onu işe alır.Ancak bu dakikadan itibaren Andy kendini acımasız moda dünyasının içinde bulacaktır. Başta bir yıl çalışıp Runway'ı referans göstermekten başka bir amacı olmayan Andy gün gün eski hayatından uzaklaşacak ve Miranda'nın kölesi halina gelecektir.

Öncelikle Meerly Streep'ten başkası bu rolün hakkını verebilirmiydi bilmiyorum.Güçlü ve çalıştığı herkese korku salan bir kadın portresini bence mükemmel çizmiş.Film boyunca seyrine doyamayacağınız defileler, kıyafetler eşlik edecek size ki ben her yeni kıyafette ahh..çektim.
Anne Hathaway'in giydiği her şeyi çok beğendim.Moda dünyasına küçük bir bakış atmak istiyorsanız bu film tam size göre...Erkeklerin çok ta hoşlanacağı türden bi film olmadığını da ayrıca belirtmek isterim.

1 Mart 2007 Perşembe

BUGÜN BARDA, ASLINDA HER YERDE



Karşınızda izlemeye yürek isteyen ülkede olay yaratan film...
Evet ben izlemeye cesaret ettim..
Tavsiye ediyormuyum bilmiyorum..
Çünkü neye ne kadar hazırsınız bilemem...
Benim izlerken ellerim terledi ve çok gerildim hatta eşimle ufak bir kaç tartışma yaşadık.Nejat İşler oyunculuğunu konuşturmuş her zaman ki gibi.Ama zaten bu filmde oynamayı kabul etmek bile iyi oyuncu olmakla eşdeğer bence.Konusunun gerçek oluşu ve her gün böyle bir olayı yaşama ihtimali insanın kanını donduruyor.Bu karakterde insanların aramızda dolaşıyor oluşu da cabası...

Olaylar algılandıkları gibi yaşanır..
Ve gerçek çok daha derinlerde bir yerdedir.
Ve tabiki ADALET MÜLKÜN TEMELİDİR...

17 Şubat 2007 Cumartesi

İLLÜZYONİST



Bu filme Sihirbaz demek yetmez. Bence filmde bir illüzyonla beraber bir şov söz konusu.Hem de tadı damağınızda kalan bir şov.Tıpkı film gibi...

Başrollerin de tartışmasız oyunculuğuna hayran olduğum Edward Norton(Eisenheim) ve o yılların havasının çok yakıştığı Jessica Biel(Sophia) var.


Konusu; küçük bir çocukken sihirbaz bir adam gizemli bir şekilde Eisenheim'e bir yetenek verir.Marangoz bir babanın oğlu olan Eisenheim tesadüfen karşılaştığı aristokrat kızı Sophia'ya ile arkadaşlık etmeye başlar.Ancak çok geçmeden bu arkadaşlık zorla bitirilir ve bunun üzerine Eisenheim şehri terkeder.Yıllar sonra geri geldiğinde artık bir illüzyonisttir ve arkasında bıraktığı aşk imparatorluğu etkileyecek bir boyuttadır.Çünkü Sophia Avusturya-Macaristan Veliaht Prensi Leopold ile nişanlanmak üzeredir.

Filmde bir çok tat bir arada.Hem aşk hem şov hemde politika...

Filmi alkışlıyor izlemenizi tavsiye ediyorum

15 Şubat 2007 Perşembe

KAYINVALİDEMİN TARATORLU BÖRÜLCESİ



MALZEMELER

1 Adet Börülce Konservesi
3 Tane Domates (rendelenmiş)
1 Adet Limon (sıkılmış)
2 Diş Sarımsak
Biraz Sıvı yağ
Bir Avuç Kadar Un


Hafta sonu eşimin annesi bize geldi.Öğlen yemeği için hazırladığımız bir ege yemeğini sizinle paylaşmak istiyorum.Kayınvalidem Muğla doğumlu ama İzmir'de büyümüş.Ege yemeklerinin her çeşidini çok güzel yapar.Enginar ve börülce ile onun sayesinde tanıştım.

Bu tarifte konserve kullandık çünkü bu mevsimde tazesi yok.Yazın alıp derin dondurucuya at dedi kayınvalidem.Tecrübe tabii.Yinede bu güzel yemekten mahrum kalamamak için konserve aldık.

Ege yemeği diyince korkmayın çok basit ve çok çabuk hazırlanan bir yemek.

YAPILIŞI

Genişçe ve biraz derin bir tavaya bir miktar yağ koyuyor ve unu pembeleşinceye kadar kavuruyoruz.

Kavurduğumuz una rendelediğimiz domatesleri, sarımsağı ve sıktığımız limonu ilave ediyoruz.

Biraz karıştırdıktan sonra konservenin içindeki suyu tavaya unlu karışımın

Üstüne döküyoruz.(sos biraz daha sulu olsun isterseniz bizin gibi biraz daha su ilave edin.)

1–2 dakika kaynadıktan sonra ‘’tarator sosu’’hazır olmuş oluyor.

Geniş bir tabağa börülceleri koyuyoruz.

Üzerine de hazırladığımız tarator sosunu döküp afiyetle yiyoruz.

Börülcenin birçok faydası olduğunu da http://www.tekirdagunluk.com/ sitesinde sağlık köşesinde görebilirsiniz.

14 Şubat 2007 Çarşamba

14 ŞUBAT SEVGİLİLER GÜNÜ


“Milattan sonra ilk yüzyıllardan beri her yıl şubat ayının 14.günü kutlanan Sevgililer Günü'nün başlangıcı ile ilgili o günden günümüze kadar gelmiş çeşitli efsane ve hikâyeler var. Bazı kaynaklara göre bu özel günün kutlanma sebebi Hıristiyanlığı seçtiği ve bu inancından vazgeçmediği için öldürülen Romalı Aziz Valentine. 14 Şubat 270 yılında ölen Valentine'nin ölüm günü o günden sonra Sevgililer Günü olarak kutlanmaya başlanmış. Efsanenin başka bir yönü ise Aziz Valentine'nin İmparator Claudius hükümdarlığı ile aynı dönemde bir tapınakta papaz olarak hizmet vermesi ile ilgili. Claudius Valentine'i emirlerine uymadığı ve kendisine başkaldırdığı için tutuklatıp öldürdü. Bu olaydan 226 yıl sonra 496'da Papa Gelasius Aziz Valentine'i onurlandırmak için Şubat 14'ü Aziz Valentine Günü olarak belirlemiştir. ‘’

14.02.2007 de sevgilisi olanlar için hava hoşta ya sevgilisi olmayanlar? Ya da bir ilişkiyi daha yeni bitirmiş sudan cıkmış balık gibi dolaşanlar. ??? Size birkaç önerim olacak, bugün neden benim bir sevgilim yok diye kendinizi üzmek yerine, · kendinize savunma mekanizmaları geliştirin . Nasıl mı?

1.Sevgililer günü? Her şeyin bir günü olduğu gibi sevgililere de bir gün yapalım demişler. Önemli bir şey değil.

2. Sevgililer günü diye bir şey yok hatta Türk kültürün de böyle bir gün yok!

3. Sevgililer günü mağazaların geçmiş zamanlarda satışlarının düşmesi nedeni ile para kazanabilmek için uydurdukları bir gün

4. Aman iyi böyle şimdi işin yoksa hediye al hele mağazalar böyle tıklım tıklımken.

Ve size son mazeret?

5. Görmedim, Duymadım, Bilmiyorum…


*** GÖK KUŞAĞINA İNAT MAVİYE BOYADIM TÜM RENKLERİ VE SENİ. MAVİ UMUTTUR UMUT MAVİDİR YÜREĞİNİZİ MAVİ TUTUN…

12 Şubat 2007 Pazartesi

DOMİNO



DOMİNO

Bu film benim için 3 açıdan çok çekici.


1-Filmin konusu gerçek'' yani kısmen''...
Aktör Lawrence Harvey ile model Sophie Wynn'ın kızı olan Domino Harvey in gerçek öyküsünden uyarlanmış bir film.

2-Bu film bir Tony Scott filmi.Tony Scott deyince benim için sular duruyor.
Deja Vu
Gazap Ateşi
Spy Game
Devlet Düşmanı
Bu filmlerden sonra fazla söze gerek yok.

3-Ve üçüncüsü Keira Kninghtley...
Çıldırış
Aşk Ve Gurur
KarayipKorsanları
Kral Artur
Bu filmlerin hepsinde birbirinden iyi işler başarmış genç oyuncu.Geleceği çok parlak bence.Bu filmde çizdiği karakterde çok inandırıcıydı.
Ayrıca Micket Rouke ve Edgar Ramirez performansı göz dolduruyor.

NOT:Filmde geçmişten hoş bir anı olarak hatırlayacağınız Evimiz Hollywood da dizisinde ki Steve ve David'i görme şansınız olacak.


KONUSU:Zengin ve çok ünlü bir ailenin kızı olan Domino'ya bu hayat hiçbir zaman yeterli gelmez ve mutlu olamaz.Bu doyumsuzluk bir gün ''kafa tası avcısı''olan bir guruba katılması ile son bulur.Ancak işler istediği gibi ilerlemez ve gittikçe karışır.
Filmi izlerken aksiyondan yorulacaksınız.Size tavsiyem dinlenmiş olarak izleyin.Ve iki film izleyecekseniz ilk tercihiniz olsun

10 Şubat 2007 Cumartesi

KISIK ATEŞTE 15 DAKİKA


Bu filmi konu olarak anlatmak çok zor.Çünkü içinde birkaç filme yetecek kadar çok konu var.Ve işin ilginç tarafı bu olayların hepsi 15 dakikada oluyor.
Oyuncu olarak filmde yok yok.Haluk Bilginer ,Metin Akpınar,Özkan Uğur,Ata Demirer,Janset,Eyşan Özhim,Hepsi Gurubu...
Olay daha doğrusu olaylar ''Le Chic''adlı restoran da geçiyor.Restoran sahibi ünlü bir oyuncu olan Kader Sayar'dır.Kader Sayar'ın o gece yönetmen Fazıl Bir ile bir görüşmesi vardır.Fazıl Bir Kader Sayar'ı yeni filminde oynatmak için ikna etmeye çalışır.Ancak seçtiği yol biraz zorakidir.Çünkü kendine bir bomba düzeneği bağlamıştır.Kader Sayar imza atmazsa bombayı patlatacaktır.
İşte bu ana olay çerçevesinde gerçeleşen olaylar saat 21.00 de başlayıp 21.15 te patlak verecektir.Gerçekten ritmi çok güzel,komik ve trajedik bir olaylar serisi sizi bekliyor.Türk sineması adına mutlaka izlenmesini tavsiye ediyorum.Mısırınızı patlatın ve filme konsantre olun.

8 Şubat 2007 Perşembe

SON OSMANLI



Oyuncular: Kenan İmirzalıoğlu, Cansu Dere Emin Boztepe, Engin Şenkan
KONU:
Film 1918 yılında İstanbul’un düşman işgali altında olduğu yılda geçiyor. Donanmadan yeni terhis olmuş bir Külhanbeyi olan Tahtacı zadelerin Yandım Ali’si yıllarca cephelerde savaşmış ülkesinden ümidini kesmiştir. Artık tek isteği eski sevgilisi Defne’yi alıp Viyana’ya kaçmaktır.
Ama Ali’nin yolu bir gün Mustafa Kemal ile kesişir ve bundan sonra Ali kendini kurtuluş mücadelesi içinde bulur

Son hafta vizyona giren birkaç Türk filmi arasında sinema tadında tek film olan Son Osmanlı Yandım Ali’yi mutlaka izlemenizi tavsiye ediyorum. Konu itibariyle çok etkileyici buldum ve bazı sahnelerde gerçekten çok duygulandım. Kurtuluş savaşı mücadelesi atmosferi çok başarılı işlenmiş. Ayrıca Atatürk’ün olduğu sahnelerde hem oyunculuk hem makyaj adına alkışlanacak çok şey var.

Kenan İmirzalığolu bu güne kadar oynadığı rollerden uygulama olarak farklı olmasa da teknik olarak çok farklı ve başarılı bir oyunculuk sergilemiş. Meşhur bir deyim olan ‘’Osmanlı tokadı’’ ne demek merak ediyorsanız bu filmi izleyin. Filmin müzikleri konuyla öyle bir bütünleşiyor ki kendinizi filmin içinde buluyorsunuz.

Bir de gerçek sahnelerden Suat Yalaz’ın çizgi romanına geçişler var ki filmin en can alıcı ve çekici yönü bence. Bir çizgi roman severseniz hele…

Kısacası bu film tarihten çok derin izler taşıyor ve izlenmeyi fazlasıyla hak ediyor…

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Related Posts with Thumbnails