28 Haziran 2009 Pazar

BİR PAZAR KAHVALTISI


Tekirdağ'ın meşhur çay bahçesi LİMAN'da sabahın 8:00 'inde çok güzel bir kahvaltı oldu.Menümüzde peynir,zeytin,domates,salam ve çay vardı.
Söylenecek çok şey yok, o yüzden sizleri Tekirdağ sahilinden bir kaç kare ile başbaşa bırakıyorum.



Bu güzel manzara fotoğraflarından sonra benim hayatımın en güzel manzarası ...
Defne Su kızım...



3 Haziran 2009 Çarşamba

TEKİRDAĞ KİRAZ FESTİVALİ

Tekirdağ'ın ünlü kirazı için 45 yıldır yapılan Festivali bu senede tam gaz devam ediyor.Bu sene ki sanatçıları çok beğendim.Özellikle MÖF'yi dinleme fırsatı bulacağım için çok mutlu oldum.
Festivalde neler mi var???
1.Gün : Emre Aydın ve Zeynep Dizdar
2.Gün : Yusuf Güney ve Rafet El roman
3.Gün : Sıla ve Ferhat Göçer
4.Gün : Ziynet ve Mazhar Fuat Özkan üçlüsü sahne alacak.
Bir sürü stant açılacak.Kiraz güzeli yarışması,en güzel kiraz yarışması yapılacak.En önemlisi her yerde kirazlar olacak.
Yakınımızda yaşayan yada hafta sonu için farklı birşeyler yapmak isteyenlere duyurulur.
Festival programı için tıklayın.
Ayrıntıları Tekirdağ Belediyesi'nin web sayfasından takip edebilirsiniz.


1 Haziran 2009 Pazartesi

MAHŞERİN DÖRT ATLISI


Uzun aralardan sonra bir solukta merhaba.
DVD miz arızadan döndü.Defne'nin gece uykuları daha da düzene girdi.Eşimle ben rahat bir nefes aldık.Bu molaların birinde izlediğimiz son filmi paylaşmak istedim.
Başrollerinde Dennis Ouaid var.Dedektif olan Aidan yeni bir dava üzerinde çalışmaya başlıyor.Cinayetler İncilde bahsedilen Mahşerin 4 atlısını çağırıştırıyor.
sonrası hakkında çok bilgi veremeyeceğim.
İzlemek isteyenlere haksızlık olur.Ama cinayet sahneleri iç gıcıklayan türden.
Güzel bir polisiye gerilimdi.
Verdiği mesaj yönünden değişikti.Ailelerin çocuklarına ne derece ilgisiz kalabileceği insanı hayrete düşürüyor.Bir baba oğlunun odasına 3 yıl hiç girmiyor.Hayret....!!!

17 Mayıs 2009 Pazar

BAHAR TARİFLERİ


Uzun zamandır yazma fırsatım olmadı.Herkesi takip etmeye çalışıyorum ama kendi bloğuma da zaman ayıramıyorum.Aslında film izzlemeyede hiç vaktim olmuyor.Hem Defne ,hem iş, hem ev.Yoğun bir tempoda devam ediyorum.
Bu yoğunlukta iki tane hem pratik hem bahara yakışır bu tarifleri paylaşmak istedim.

1.si Truff...
Bunları Duyuşen için yapmıştım.Ölçü şöyle;

1 paket çikolata sosu hazırladım.İçine 2 kaşık nutella koyarak karıştırdım.1 standart borcam tepside yapılmış portakallı keki ilave ettim.Top top yapıp bazılarını cevize bazılarını hindistan cevizine buladım.Çok bereketli oldu.

2. tarif ise herkesin bildiği dr oerker Köstebek Pasta.Ama ben içine yiğenim Bedir Aslan'ın (3,5 yaşında) teklifi üzerine orjnal tarifteki muz yerine çilek kullandım.Tavsiye ederim, çok lezzetli oldu.

Bu güzel bahar günlerinde insanın canı evde yada kapalı bir yerde oturmakta istemiyor.Filmler biraz beklesin.Fırsat buldukça gezmek lazım. :)

Görüşmek üzere hoşçakalın...

10 Nisan 2009 Cuma

AMERİKAN KAHRAMANLIĞI KOKAN FİLMLER

GRAN TORİNO
Ünlü oyuncu Clint Eastwood'un başrollerini oynadığı filmde bir vietnam gazisinin Japon bir ailenin hayatını kurtarması öyküsü anlatılıyor.Süpriz sayılabilecek finali ile güzel bir filmdi diyebilirim.Ama dediğim gibi Amerika kokuyordu.

GRACE GİTTİ

Bu filmi anlatmayı hiç istemiyordum.Ama olurya karşınıza çıkarsa diye yazıyorum.Irak savaşında ölen bir anne,annesinin öldüğünü kızlarına söylemeye çalışan bir baba.
Film bu kadar.
Irak savaşında öldüğü için mi üzülmemiz gerekiyor.Amerikan sineması ülkesinin hakkı olmadığı savaşları, filmlerle haklı çıkarmaya çalışıyor.
Bu film için "ne işin vardı Irakta"diyorum başkada bişey demiyorum.

GÜNEŞİ GÖREMEDİM AMA GÖZÜM BEYAZ MELEĞİ ARADI

Beyaz Melek filmini izledikten sonra kendime Mahsun Kırmızıgül'e önyargı ile yaklaştığım için kızmıştım.Çünkü filmi çok beğenmiştim.
Güneşi Gördüm filmine de o yüzden tamamen iyimser bir şekilde gittim.Ama film Beyaz Melek filminde ki masumiyetin,sadeliğin yanından bile geçmiyor.
Konu kişiden kişiye değişeceği için çok fazla yorumda yapmak istemiyorum ama birkaç şey söylemedende edemeyeceğim.
  • En başta filmin görüntü kalitesi bakımından birçok Türk filminden üstün olduğunu söylemek istiyorum.İlk sahne olan operasyon sahnesini ve İstanbul'un gökten çekildiği sahneleri çok beğendim.
  • Şimdi hayatınızda bir zaman yolculuğu yapın.İzlediğiniz tüm Türk filmlerinin en acıklı ve dramatik sahnelerini bir kenara kaydedin.
  • Bu sahneleri terör ve Türkiye'de yaşanan (birçok ülkede yaşandığı gibi) bazı toplumsal eşitsizlikler ile birleştirin.
  • Ortaya acısından geçilmeyen her sahnesi sizi gözyaşlarına boğabilecek bir film çıkıyor.
  • Peki sorun nerde diyebilirsiniz.
  • Bence sorun "çok adil davranmış,iki tarafıda göstermiş"gibi yorumlara kesinlikle katılmamam.
  • Bir kere bence iki taraf diye birşey yok.Türkiye her yöreden insanıyla tek bir bütün.
  • Vazgeçtim,bir yazmaya başlarsam filme gereğinden fazla yükleneceğim galiba.
  • Sonuç olarak filmi hiç tarafsız bulmadım.Hatta rahatsız oldum.Ülkemizde yaşanan hiçbir gerçeği göz ardı etmiyorum.Ama o iyi,modern,insan haklarına saygılı gösterilen ülkelerin silahları ile gençlerimiz şehit oluyor.
Fazla söze ne hacet.İzleyin ve kendinize göre yorumlayın.Burası özgür bir ülke...

9 Nisan 2009 Perşembe

BEBEKLENDİK....

Bu hafta çok bereketli bir hafta oldu maşallah.Önce taa Bulgaristanlardan buraya gelin gelen arkadaşım Seniha "Başar Mert" adına dünya tatlısı bir oğlan dünyaya getirdi.
Bu günde en yakın arkadaşım Duyuşen "Dora Ekin"i kucağına aldı.
Kızımın bir sürü arkadaşı oldu.Ne güzel...
Arkadaşlarımı burdan tebrik ediyorum.Bebeklerimiz sağlıkla mutlulukla büyüsün,evlerinize neşe,huzur getirsin inşallah....

20 Mart 2009 Cuma

KÖTÜ FİLMLER

Bu hafta iki iyi olmayan film izledim.Biri adını bile tam bilemediğim ama Acımasız olarak çevirilen bir Fransız filmi.Kobra Takibi adlı tv dizisi bile ondan daha kaliteli çekilmiştir herhalde.Hiç bahsetmiyorum.Zaten Vidocq dışında iyi Fransız filmine de rastlamadım.
2.film ise çekildiğinden beri eleştirilmekten kurtulamayan Recep İvedik.Eşim Şahan Gökbakar'ı çok sevdiği için 1.sinide izlemiştim.Tarzın tamamen yabancısı olarak şunu söyleyebilirim.1.de daha çok gülmüştüm.2. pek sevmedim.
İşte böyle hafta sonu Güneşi Gördüm'e gitmeyi umut ederek herkese iyi hafta sonları diliyorum.

9 Mart 2009 Pazartesi

OSCARLI MİLYONER FİLMİ VE DOĞMAMIŞ FİLMİ


DOĞMAMIŞ;
Çok az kısmet olmuştur bana bir filmi yerden yere vurmak.Aslında bunu hakeden filmlerle karşılaşıyorum ama emeğe saygı deyip,her konunun bir izleyici kitlesi vardır deyip kibarca eleştirmeye çalışıyorum.Ama emeğe saygıda bir yere kadar.

Bu kadar saçma bir film görmedim.Yok aslında gördüm de bu kadar çakma bir korku filmi görmedim.Filmi size şöyle anlatayım.En iyi gişe yapmış,en çok beğenilmiş korku filmlerinin en vurucu sahnelerini alın bir araya toplayın.Birbirinden alakasız sahnelerden oluşmuş bir film.Garez,Hasat Zamanı,Aynalar,6.His,666, gibi filmleri anımsatan sahneler.

Vs...Vs...Vs...

13 Oscar vs.. birçok ödül...

Bizde yayınlanmış KİM 500 MİLYAR İSTER yarışmasına Hindistanda katılmış ve kazanmış bir gencin yarışmayı kazanma öyküsü anlatılıyor filmde.

Sıradan bir çaycının sorulara doğru cevap vermesi çok olağan görülmüyor ve genç polis sorgusuna alınıyor.Her sorunun cevabı gencin hayatından bir parçayı temsil ediyor.

Yani cevaplarla kahramanımızın hayatı hep buluşuyor.

Çok güzel bir konu.Oyuncularda öyle.Aldığı ödülleri hak ediyor bence.Hollowood sinemasının kısır döngüsünde tertemiz bir sayfa gibi.

Filmi izledikten sonra Oscar yarışında filmin en sıkı rakibi Benjamin Button'un Tuhaf Hikayesi filmi ile karşılaştıracak olursam;aslında Brad Pitt içimi daha çok acıttı.Bebekken ölmesi ve genel olarak filmde ki duygusallık beni daha çok etkiledi.

Milyoner'de ki duygusallık biraz daha belgesel tadında ve sosyolojik gerçekler ile bağlantılıydı.

Sonuçta ikiside bu sene senaryo olarak sinema izleyicilerine yeni kapılar açtı.Isıtılıp ısıtılıp önümüze koyulan filmlerden bıkmıştık.İyi oldu...

Çok iyi oldu...

3 Mart 2009 Salı

SİBİRYA EKSPRESİ VE SAHTEKAR

SİBİRYA EKSPRESİ
Aksiyonu bol olması umuduyla izledik.Yönetmenin bir önceki filmi Maknist'i referansı olarak kabul etmek bence hata olmuş.Film Amerikalı bir çiftin Pekin-Moskova hattında yaptığı tren yolculuğu ile ilgili.Trende tanıştıkları bir çift onların başını bir hayli derde sokuyor.Rus polisi de işin içine giriyor.
Ben filme ısınamadım.Ama televizyonda karşınıza çıkarsa izleyin.Aslında demek istediğim izlemek için ekstra bir çabayı hak etmiyor film.
SAHTEKAR

Başrollerinde Angelina Jolie oynuyor.1928'li yıllarda kocası olmayan, oğlunu tek başına büyütmeye çalışan bir anne.Telefon oparatörü olarak çalışıyor.Bir gün eve dönüyor ve küçük oğlunu evde bulamıyor.Uzun bir bekleyişten sonra oğlunun kaybolduğu kesinleşiyor.
Aylar geçiyor oğlunuz bulundu diye bir haber geliyor.Evet bir çocuk bulunmuş ama onun oğlu değil.Sorunsa onun oğlu olmadığını herkese kanıtlaması gerekiyor.Polis departmanının komplosundan kurtulmaya çalışan bir annenin mücadelesi anlatılıyor.Gerçek bir olaydan esinlenilmiş.

Filmi çok beğendim.Bir anne olarak bazı sanelerde kanım dondu.Bence mutlaka izleyin.Ağır ve yavaş bir temposu var ama izlenmesi gereken bir film.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Related Posts with Thumbnails